Arşiv Sayfasın Geri Dön


Umuda Sürmek
Umuda Sürmek

Gün ne  kadar  ketum.  Umursuz  bir  ağırlık  içinde.  Beton  yığmışlar  her  yere ve  zamanda  beton  gibi  çöküyor  insanın  üzerine. Her  köşeden  kesmişler  rüzgarın  önünü. Bir  parça  toprak  hasretinde  kaldırımdaki askasyanın  dibine dalıyor gözler. Bir  gıdım  yosun  kokusunu  özlüyor burun .  İç  geçirmeleri  yaşarken  iliklerine  işliyor  insanın  sürememek.

Leblebi  tozundan  çıkan oyuncaklarla  Avunma  sevdasındayım.  Aslı  yok  resmi  ile  idare  etmek.  Keçi  boynuzu  tatlar  bırakıyor  damakta. Bir  çuval  odun  kemiriyorum  bir  parça  bal  için.

Bazen  ikilemde  kalmıyor  değil insan  yarin  elimi  güzel  yoksa  sağ elcikmi.Hangisini  tutarken  daha  mutluyum. Yoksa Sahil yolunda  süzülerek  yolalırken Rüzgarın  sarmasımı daha  şevkatli  veyahut sevgilinin  kollarımı. Hangisi  en  hoş kokudur  sevdiceğinin  saclarımı  yoksa  bir  koruluktan  çeyrek  gazla  geçerken;  ciğerlerine  dolan çam  kokusumu. Bu grift  sorularla  boğuşurken bir  bardak  çaya  oluyor olan  Kapat  gözlerini çek  yudumu Garipçede  olmak  vardı.

Sanki  inadına  Güzel  havalar.  Sanki hiç  kıyısını  görmedim  Marmaranın. Karaburunda  balık  yemek bize göremiydi. Hangi  sabah  uyanmıştım Kurt kemerinde  kahvaltı  için. Ben  bunları  yasamışmıydım. Bir Kilyos  gezmesinde  Sürmemişmiydim  arabanın  üstüne Azraille  yazı tura  atarken  kazanmamışmıydım  bu  seferlik.
 
Gitmenin  gelmenin  tadı  olmadıktan  sonra. Gidilen yer  allemi  cihan  olsa  ne  yazar. Girdiğin  her  virajda  yatmadıktan  sonra altındaki  teker  sayısı  dört  değil yirmidört  olsa  neye  yarar. Şıpıdak  rüzgarlarının  yalakalığına  ne  gerek var  Delikanlıca  esen  motor  rüzgarlarında salvo  yapmak  varken.

Meskun mahallere  Mahküm zamanların prangaları  sıkıyor  göğsü. Daraldıkça  umuda  sarılmak  düşüyor  nasibe. “Umudsa  sürmek.  Sürerken  ölmek”

Akalteke  © 2007





İstanbul Riders Arşivi